ŞİİRLERİMDEN SEÇMELER
1- TÜM KARDEŞLERİM İÇİN
“Mü’minler ancak kardeştirler.”
(Hucurat Suresi, 10. Ayet)
"Her zaman gülsün yüzün,
Uğramasın sana asla hüzün,
Yaz bahar olsun kışın güzün,
İşlerin gitsin doğru düzgün.
Olmayasın kimseye muhtaç,
Yüzünde Nur, başında taç,
Asla kalmayasın susuz ve aç,
Etrafına olasın çare ve ilaç.
İyi talih bulsun, elinden tutsun,
Kötü kader seni silsin unutsun,
Şeytan hırsından dilini yutsun,
Geceleri seni melekler uyutsun.
Sağlık içinde uyanasın her sabah,
Hiçbir zaman çekmeyesin çile ve ah,
Sonsuza dek bulasın huzur ve felah,
Bu dualarım yerini bulur, İnşaallah.”
Ahmet SANDAL
2- BEN RESULULLAH'TA BULDUM
Ya Resulullah Sende Buldum
“Kalplerimizin Nuru, Gönüllerimizin Süruru, İnsanlığın iftiharı Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav )`e Sonsuz Sevgilerimle Sunarım. Ümmet-i Muhammed’in Kutlu Doğum Haftasını Tebrik Ederim.”
Ya Resulullah (sav) muhabbeti sende buldum,
Ruhuma, gönlüme sürur veren muhabbeti.
Ya Resulullah (sav) masumiyeti sende buldum,
Ruhuma, gönlüme huzur veren masumiyeti.
Ya Resulullah (sav) Nuru sende buldum,
İçimi, tüm dünyamı aydınlatan Nuru.
Ya Resulullah (sav) şuuru sende buldum,
Kıldan ince, kılıçtan keskin olan şuuru.
Ya Resulullah (sav) cemâli sende buldum,
Çiçeklerden, güllerden daha güzel cemâli.
Ya Resulullah (sav) kemâli sende buldum,
Ahlak ve fazilette zirve, en üstün kemâli.
Ya Resulullah (sav) şefkâti sende buldum,
Ana, baba şefkâtini bile geçen şefkâti.
Ya Resulullah (sav) şefaati sende buldum,
Haşr günü “ümmeti ümmeti” diyen şefaati.
Ya Resulullah (sav) istikameti sende buldum,
Ezelden ebede en doğru, en emin istikameti.
Ya Resulullah (sav) mukavemeti sende buldum,
Ezelden ebede en sağlam, en güçlü mukavemeti.
Ya Resulullah (sav) mânâyı sende buldum,
Hayata değer veren tek ve gerçek mânâyı.
Ya Resulullah (sav) sadayı sende buldum,
İstikbaldeki o en yüksek, o en gür sadayı.
Ya Resulullah (sav) doğruluşu sende buldum,
Dünyanın bütün ağırlıklarına rağmen doğruluşu.
Ya Resulullah (sav) kurtuluşu sende buldum,
Dünyanın bütün afetlerine rağmen kurtuluşu.
Ya Resulullah (sav) mizanı sende buldum,
Dünya-ahiret dengesini sağlayan mizanı.
Ya Resulullah (sav) izanı sende buldum,
Nar’da Nur, Kesret’te vahdet arayan izanı.
Ya Resulullah (sav) umudu sende buldum,
Her zaman taze, her zaman dipdiri umudu.
Ya Resulullah (sav) maksudu sende buldum,
Yalnız ve yalnız Rıza-ı İlahî taşıyan maksudu.
Ya Resulullah (sav) dermanı sende buldum,
Tüm hastalıklara şifa veren dermanı.
Ya Resulullah (sav) fermanı sende buldum,
Ezelden ebede dek hükmü geçen fermanı.
Ahmet SANDAL
3- KİMİLERİ
Kimileri;
dosta, arkadaşa haset eder.
Kimileri;
dosta, arkadaşa hasret gider.
Kimileri;
aşka, sevgiye haset eder.
Kimileri;
aşka, sevgiye hasret gider.
Kimileri;
güle, çiçeğe haset eder.
Kimileri;
güle, çiçeğe hasret gider.
Kimileri;
güle, güzele haset eder.
Kimileri;
güle, güzele hasret gider.
Kimileri;
dile, bülbüle haset eder.
Kimileri;
dile, bülbüle hasret gider.
Kimileri;
ışığa, Nura haset eder.
Kimileri;
ışığa, Nura hasret gider.
Kimileri;
Hakk’a, adalete haset eder,
Kimileri;
Hakk’a, adalete hasret gider.
Kimileri;
iyiye, doğruya haset eder.
Kimileri;
iyiye, doğruya hasret gider.
Kimileri;
kula, insana haset eder.
Kimileri;
kula, insana hasret gider.
Velhasıl;
öyle garip bir dünya ki bu,
Kimileri;
haset eder.
Kimileri;
hasret gider.
İşin özü şu;
Başkalar haset eder,
Aşıklar hasret gider.”
Anlamayan başka olsun,
Anlayan aşık olsun.
Vesselam.
Ahmet SANDAL
4- BİR DOST İSTERİM
“Sizin dostunuz ancak Allah’tır,
Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine
boyun eğerek namazı kılan,
zekâtı veren Mü’minlerdir.”
(Maide Suresi, 55)
Dünyada bir garip yolcu, fani bir kulum,
Kabirden haşre doğru uzanır yolum,
Gün gelecek boş kalacak sağım-solum,
Sonsuza dek yanımda olacak bir Dost isterim.
Dünyevi dostluklar kabir kapısına kadardır,
Kabir dediğin hem küçük, hem de dardır,
Dost olarak bize yalnız iyilikler vardır,
Sonsuza dek yanımda olacak bir Dost isterim.
Faniyim, acizim, yalnızım, ta ki bir Dost gerek,
Ezelden ebede hükmü geçen bakî bir Dost gerek,
Hiç yalnız bırakmayacak hakikî bir Dost gerek,
Sonsuza dek yanımda olacak bir Dost isterim.
Allah, Peygamber ve Mü’minler tam dosttur,
Hepsi ezelden ebede uzanan sağlam dosttur.
İnsana, Kur’an, Sünnet ve İslam dosttur,
Sonsuza dek yanımda olacak bir Dost isterim.
İster zengin, ister fakir olsun, herkes aynı kul,
İyiliği, güzelliği yalnız ve yalnız imanda bul,
Dosttan gelen her şey güzel, her şey makbul,
Sonsuza dek yanımda olacak bir Dost isterim.
Tefekkür et ve anla, dost ilimde ve fikirdedir,
Namazda, niyazda, duada ve zikirdedir,
Söyletene şükürler olsun ki, bu şiirdedir,
Sonsuza dek yanımda olacak bir Dost isterim.
Ahmet SANDAL
Bu şiir, Dost'a ve Dostluğa gerçek değerini veren herkese ithaf olunur.
5- ALLAH’TAN DİLE
“Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur Suresi, 35)
Tüm âlem O’na bakar, O’ndan ister,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
Var mı gidecek başka kapı, hani göster,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
Yalnız değilsin dünyada hiçbir zaman,
Hem nur, hem kuvvettir içindeki iman,
İnanırsan bulursun güven ve emân,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
Derdi, meşakkati sebepsiz sanma,
Ömrünü boşa geçirip sakın yanma,
Şeytanın vesvesesine inanıp kanma,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
Hizmetine verilmiş nebat ve hayvanat,
Birlik ve uyum içinde çalışır mevcudat,
O’ndan geldik, O’na doğrudur gidişat,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
Bu dünyada hem nimet, hem külfet var,
İnsanoğlunda hem gaflet, hem ülfet var,
İşlerin hâlli için hem vakit, hem mühlet var,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
İyi söz, aklın ve kâlbin cilâsı, huzurudur,
Tefekkür gönüllerin neşesi ve sürurudur,
Bil ki, “Allah göklerin ve yerin nurudur”,
Şimdi, ne dileyeceksen Allah’tan dile.
Ahmet SANDAL / Kahramanmaraş
6- BİZİM ANALARIMIZ*
*Bu şiir, 13 Haziran 2007 günü Rahmet-i Rahman’a kavuşan
çok sevgili ve candan kıymetli Anneme ithafen, tüm Nur
Yüzlü Anneler için yazılmıştır.
Çoluk çocuğu için didinip çalışan,
Çileli, gayretlidir bizim analarımız.
Bütün zorlukları göğüsleyip aşan,
Azimli, kuvvetlidir bizim analarımız.
Fabrikada tezgah başında, yağın içinde,
Kıraç tarlalarda tozun, toprağın içinde,
Bakmazsa viran olacak bağın içinde,
Sabırlı, meşakkatlidir bizim analarımız.
Kendi yemez, yavrusuna yedirir,
Kendi giymez, yavrusunu giydirir,
Sarıp sarmalayan bir pamuk gibidir,
Şefkâtli, merhametlidir bizim analarımız.
Tek derdi ailesi, yavrusu, kuzusu,
Yanar, yıkılır, varsa eğer bir sızısı,
Hele bir de kara ise bahtı, yazısı,
Dertli, kasvetlidir bizim analarımız.
Hep bağlıdır eşine, hayat arkadaşına,
Asla haram katmaz ekmeğine, aşına,
Kurban olayım, o anaların gözüne, kaşına,
Onurlu, kıymetlidir bizim analarımız.
Evinin gülü, çiçeği, ana direği,
Korku nedir bilmez, imanlı yüreği,
Hakkını yedirmez, bükülmez bileği,
Heybetli, dirayetlidir bizim analarımız.
Günü geldiğinde, cephe cephe mermi taşır,
Kara Fatma, Nene Hatun olur da destanlaşır,
Vatan için can verir, kahramanca savaşır,
Yürekli, cesaretlidir bizim analarımız.
Ezelden ebede, geçmişten geleceğe,
Asalette eşi-benzeri yok, başı uzanır göğe,
Bir bakarsın bir ümmi, bir bakarsın bilge,
Nurlu, hikmetlidir bizim analarımız.
'Cennet, anaların ayaklarının altında',
Değerleri yüksektir Allah (cc) katında,
Yoluna canlar feda, yoluna canlar feda,
Candan kıymetlidir bizim analarımız.
Ahmet SANDAL / Kahramanmaraş
7- TEK MESELE - TEK ÇÖZÜM
'Allah (c.c) şöyle der
'Ey huzur içinde olan nefis! Sen
O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! '(Fecr: 27-28)
Tek meselem var bu Dünyada, tek meselem,
Bir Deli gibi kaygısız, bir Veli gibi teslim,
Derviş gönüllü, kâlbi hoşnut ve selim,
Huzurlu bir nefse kavuşmak, tek meselem.
Emr-i bil marufa harfiyen uymak meselem,
Nur gibi ışık saçmak, mum gibi sönmek,
Rabbe, bir bebek kadar masum dönmek,
'Gir Cennetime' hitabını duymak meselem.
Tek meseleme, tek çözüm var.
Anlayana bir çift sözüm var:
Huzurlu bir nefis için Kur'an'a kaydolmak gerek.
Huzurlu bir nefis için Allah'ta kaybolmak gerek.
Öyle bir kaydol ki, öğrenciliğin sürsün ölene dek.
Öyle bir kaybol ki, bulamasınlar seni ölene dek.
Ahmet SANDAL
Şair Yazar
Not: Kur'an-ı Kerim, Mü'minler için şifa ve rahmettir. Yaşarken bunu gördüm ve anladım. Allah (cc) Kur'an-ı Kerim'in Nurundan ve Huzurundan bir an bile bizi ayrı bırakmasın. Amin. (06.02.2009, Cuma, Ankara)
8- CANIMIZ İSLAMİYET
«İşte böylece sizi, insanlara şahitlik yapmanız için vasat (dengeli,
hayırlı) bir ümmet kıldık.» (Bakara Suresi, 143. Ayet)
Madde ve mânâ bütünlüğü ondadır,
Dünya ve ahiret üstünlüğü ondadır,
Yolun doğruluğu, düzgünlüğü ondadır,
Hak dinlerin esası, özgünlüğü ondadır.
Allah’ın kullarına ihsanıdır İslamiyet,
Müslümanların ruhu, canıdır İslamiyet.
Her zaman iyiyi ve hayrı emreder,
Güçlüklere dayanmayı, sabrı emreder,
Zarardan kaçınmayı, yararı emreder,
Dengeyi, orta yolu, kararı emreder.
Allah’ın kullarına ihsanıdır İslamiyet,
Dünyanın dengesi, mizanıdır İslamiyet.
İlkeleri aydınlık, bembeyaz, aktır,
Haksızlık, fenalık onda yasaktır,
Kim ki İslamiyetten ayrı ve uzaktır,
Gittiği yol ona en büyük tuzaktır.
Allah’ın kullarına ihsanıdır İslamiyet,
Aklın ve fikrin yolu, izanıdır İslamiyet.
İslamiyet en büyük dost, en iyi yâr,
İnsanlığa umut ve mutluluk yayar,
Karamsarlığı şeytanın hilesi sayar,
Dil uzatanın ayağı uçuruma kayar.
Allah’ın kullarına ihsanıdır İslamiyet,
Gönüllerin huzuru, şanıdır İslamiyet.
Yalan yanlışlarla karalanıyoruz,
Canevinden vurulup yaralanıyoruz,
Mesafe bırakılıp da aralanıyoruz,
Derdimizi anlatmak için paralanıyoruz.
Allah’ın kullarına ihsanıdır İslamiyet,
Kainatın kâlbi ve vicdanıdır İslamiyet.
Kutsaldır insan hayatı ve tüm canlar,
Son bulsun savaşlar, akmasın kanlar,
İslam çatısı altında toplanmalı insanlar,
İnsafı, vicdanı olan bu sözleri anlar.
Allah’ın kullarına ihsanıdır İslamiyet,
Müslümanların canı, cananıdır İslamiyet.
Not:Bu şiirin yazılma sebebi:
İslam, barış, hoşgörü ve esenlik dinidir. Bu gerçeğe rağmen, İslam korku, şiddet ve terörle birlikte gösterilmeye çalışılıyor. Bu durum vicdanları yaralıyor ve insafı olan herkes bundan üzüntü duyuyor. Ben de bu üzüntüyle bu şiiri, daha doğrusu bu seslenişi dile getirdim.
Ahmet SANDAL / Kahramanmaraş
9- ANNEM SENİ ÇOK ÖZLEDİM*
*13 Haziran 2007 günü Rahmet-i Rahman’a kavuşan
çok sevgili ve candan kıymetli Annem’e,
Hep çocukların için didinip çalıştın,
Çileli, gayretli Annem seni çok özledim.
Bütün zorlukları hep bizim için aştın,
Sabırlı, meşakkâtli Annem seni çok özledim.
Çocuklarındı tek düşüncen, tek derdin,
Yemedin yedirdin, giymedin giydirdin,
Sarıp sarmalayan bir pamuk gibiydin,
Şefkâtli, merhametli Annem seni çok özledim.
Hayatın gelip geçti ev içinde, mutfakta,
Herkese örnek oldun yardımda, infakta,
Yaptığın iyilikler dostun oldu toprakta,
Hayırlı, hasenâtli Annem seni çok özledim.
Haram nedir, helâl nedir, senden öğrendik,
Çirkin nedir, güzel nedir, senden öğrendik,
Yıldız nedir, hilâl nedir, senden öğrendik,
Bilgili, ferâsetli Annem seni çok özledim.
Asla haram katmadın ekmeğine, aşına,
Sonsuza dek bağlı kaldın hayat arkadaşına,
Kurban olayım Anam senin gözüne, kaşına,
Onurlu, izzetli Annem seni çok özledim.
Çocuklarının tek yüreğiydin sen Annem,
Evimizin gülü, çiçeğiydin sen Annem,
Sarsılmaz ana direğiydin sen Annem,
Heybetli, dirayetli Annem seni çok özledim.
Ezelden ebede, geçmişten geleceğe,
Eşin, benzerin yok, başın uzanır göğe,
Sensin benim için muallim, en büyük bilge,
Nurlu, hikmetli Annem seni çok özledim.
Hakka yürüdün, öksüz kaldık bu dünyada,
Rabbim topluyor sevdiklerini kendi katında,
Anacığım ne olur, yer ayır bize yanında,
Candan kıymetli Annem seni çok özledim.
*Annem, 13 Haziran 2007 günü yürüdü Hakk(cc) 'a. Annem, 13 Haziran 2007 günü kavuştu Rahmet-i Rahman’a. Bize özlem, bize hasret kaldı. Gün geçtikçe daha da artıyor bu özlem, bu hasret. Allah (cc) Cennetinde buluştursun İnşaallah. Öylece bitsin bu hasret, öylece bitsin bu özlem.
Ahmet SANDAL / Kahramanmaraş
10- DÜNYA DEDİĞİN
“Küllü nefsin zaikatül mevt”,
“Her nefis ölümü tadıcıdır”.
(Al-i İmran Suresi, 185. ayet)
Dünya dediğin, özde nedir, bir düşün,
Ne keyif, ne eğlence, ne de bir başkası,
Gördüklerine takılıp kalma, özüne in,
Zamanı değerlendir, yok bunun şakası.
Dünya dediğin, bir imtihan, telafisi yok,
Bu sınavı ya geçersin, ya da kalırsın,
Herkesin sarılacağı bir bez ki, cebi yok,
Malın mülkün ardından baka kalırsın.
Dünya dediğin, sabun köpüğü gibidir,
Uçar da gider ellerinden, tutamazsın,
Her gelen, eceli dolduğunda gidicidir,
Ölümü başından kaldırıp atamazsın.
Dünya dediğin, deniz suyuna benzer,
İçtikçe hiç doymaz, daha da susarsın,
İyi düşünen hemen, şu gerçeği sezer,
Elin, ayağın konuştuğunda sen susarsın.
Dünya dediğin, bir fırsat, ahiretin tarlası,
İyilik yap, gideceğin yer için azık biriktir,
Nefsine gem vuranın olmaz hiçbir tasası,
Allah’ın yolu, en büyük mutluluk ve dirliktir.
Dünya dediğin, bir istasyon, inip binilen,
Geldik gidiyoruz, asıl menzilimiz bu değil,
Hiç umutsuzluğa kapılma, her an yenilen,
Rabbin Rahman ve Rahimdir, bunu iyi bil.
Dünya dediğin, fani, herkes gelip geçici,
Her insan, zamanın girdabında bir çiçek.
Ecel geldiğinde ölüm şerbetini herkes içici,
“Küllü nefsin zaikatül mevt”, işte tek gerçek.
Ahmet SANDAL
11- ANKARA'DA ŞU AN
(Yağmurlu bir an'da yazıldı)
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Yağıyor boşanırcasına bardaktan .
Bu yağmurlar, bu yağmurlar,
Nisan yağmurları değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Ağaçların yapraklarından,
Süzülüyor tomur tomur su damlaları,
Akasyaları, meşeleri, çamları,
Su kaplamış,
Altında durulacak gibi değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Şimşekler zikzak çiziyor durmadan,
Sokakta kaçışan çocuklar,
Bu ayda görülmedi böyle soğuklar,
Üşümemek mümkün değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Yüklemiş tüm yağmurları zemin,
Aylardan Mayıs, yaza yaklaşıyor mevsim,
Hava serin mi serin,
Ankara bildiğiniz gibi değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Yoğun yağmurdan, kara buluttan,
Hava erken karardı,
Göz gözü görmüyor,
Akşam erken oldu,
Günün rengi soldu,
Gökyüzü parlak değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Gürlüyor gök, korkuyor insan,
Korkmamak mümkün değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Takvime göre mevsim yaza yakın,
Ama gerçekte öyle değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Sanki kış yakın,
Hava soğuk, gök gürültülü, ağaçlar ağır,
İşte bakın,
Sokaklarda olabildiğince telaş,
Yıldırımlar peş peşe düşüyor,
Ortalık tekin değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Şu an Ankara'da,
İnsanlar iki derede, bir arada,
Böyle hava görülmüş değil.
Ankara'da şu an, Ankara'da şu an,
Sormadan edemiyor insan,
“Mevsimler mi değişti, insanlar mı değişti,”
Bu mesele çözülebilmiş değil.
Not: Ankara’da atmosfer böyle işte. Atmosfer deyince, malum seçimler var. Herkes Ankara’daki siyasi atmosferi merak ederken, biz hava atmosferini çözümledik Ankara’da. Siyasi atmosferi merak eden etsin, biz hava durumuna dikkat edelim. Mevsimler çok farklılaştı çünkü.
Ahmet SANDAL
Tarih:11.05.2011 Saat: 18.00 Yer:Ankara
12-SONSUZLUK YOLCUSU İNSAN
Sonsuzluk Yolcusu olduğunun şuurundaki tüm insanlara armağanımdır.
Bebek, başlı başına bir umut,
Ellerini tut ve dünyayı unut,
Gözlerine baktığında sonsuza yürürsün,
Gözbebeğinde sonsuzu görürsün.
Çocuk, neşe, heyecan dolu bir dünya,
Sevincin merkezi, can dolu bir dünya,
Tertemiz, masum bir hayata bakan,
Bir ırmak, tertemiz, dupduru akan.
Genç, deli deli akan bir ırmak,
Yakışır mı bir gence boş durmak,
Hayatın karşısında yıkılmaz bir güç,
Ayağa kalk, harekete geç, bir, iki, üç.
Yaşlı, sanmayın ki, yarışta son dönemeçte,
Tepenin arkasına geçmek için son yamaçta,
Şunu iyi tefekkür et, yaşlılığın yoktur sonu,
Sakın yanılma, ölüm dediğin ayrı bir konu.
Sen bebeksin, çocuksun, gençsin, yaşlısın,
Bunları aynı anda taşıyan tam dört başlısın,
İçindedir hep, bebekliğin, çocukluğun, gençliğin,
Sen hep aynı sensin, zamanla azalsa da dinçliğin.
Bir yaşında olsa da, yüz yaşında olsa da,
Gonca gül halindeyken, safha safha solsa da,
İnsan gönlü hiç yaşlanmaz, hep aynı yaştadır.
Başı hep gökyüzünde, kökü hep topraktadır.
Sen ruh ve bedenden mürekkep bir desensin,
Bir hâlden, diğer hâle geçsen de sen hep sensin,
Ruhun ölümsüzlüğünü anlatmaya var mı hacet,
Anlamak için, özüne bir dön, hemen fark et.
Bebek, çocuk, genç, yaşlı, gönül, ruh ve can,
Hepsinin toplamı sonsuzluk yolcusu insan,
Üzerinde büyük bir yükü ve bir vazifesi olan,
Son nefesine kadar, sırtında nefsini taşıyan.
Ahmet Sandal
13- EN BÜYÜK BAYRAM
(Onlar, ) meleklerin, "Size selam olsun. Yapmış olduğunuz (iyi ) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir. (Nahl Sures, 32. Ayet )
Dünya imtihan yeri, helal var, haram var,
Helal üzere durana en büyük bayram var.
Başımızın belası nefis diye bir kavram var,
Nefsine gem vurana en büyük bayram var.
Bu dünyada asıl vazifemiz para-pul değildir,
Lüks evler, köşkler ve çarçaput-çul değildir,
Eli sıkı, pinti, cimri insan hiç iyi kul değildir,
Garip gurebayı sorana en büyük bayram var.
Menfeat yerlere, kardeşlik göklere layıktır,
Maddiyat peşinde koşan yalnızca halayıktır,
Samimiyeti esas alan zeki, akıllı ve ayıktır,
Hasbi dostluk kurana en büyük bayram var.
Yapılan kötülükleri hemen unutmak gerek,
Kendini bilmezlere karşı öfkeyi yutmak gerek,
Kötülük düşünmeyip niyeti iyi tutmak gerek,
Herşeyi hayrı yorana en büyük bayram var.
Her zaman efendi, halim insan olmalıyız,
Herkesin güvendiği selim insan olmalıyız,
Hep okuyup yazarak alim insan olmalıyız,
Muallim-i Kur’an’a en büyük bayram var.
Bu dünyada her şey geçici, hepsi bir emanet,
Yarına çıkmak için, hiç kimsede yok bir senet,
İşte bu hakikat hem çok açık, hem de çok net:
Allah’a tertemiz varana en büyük bayram var.
Yarın, İnşaallah Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Bu şiir Kurban Bayramından bir gün önce yazıldı. Dünyadaki küçük Bayramlardan sonra en büyük Bayram var. İşte o en büyük Bayrama nail olmak ve ulaşmak için izlenecek yol bellidir. O yolu bu şiirde gösterdim. Görene ve anlayana ve o yolda yürüyene selam olsun. Ahmet Sandal (26 Kasım 2009, Ankara)
Ahmet SANDAL
14- BU GÖNÜL NE İSTER
Unutulmak ölümden beter,
Unutulmamayı ister bu gönül,
Bir güleryüz, bir selam yeter,
Umursanmayı ister bu gönül.
En büyük korkusu mutsuzluk,
Hiçbir zaman istemez tatsızlık,
Şeytandan gelir umutsuzluk,
Umutlanmayı ister bu gönül.
Nefsi ister hep kötülüğü,
Dünya metaıdır tek gördüğü,
Yeter artık çorap ördüğü,
Kurtulmayı ister bu gönül.
Yapmak ister cümle iyiliği,
Dosdoğru yoldur gittiği,
Meleklerdir gıpta ettiği,
Kanatlanmayı ister bu gönül.
Dünya dedikleri şu üç gündür,
Geçen geçti, hepsi artık dündür,
İnsana lazım olan iyi ündür,
Öyle uğurlanmayı ister bu gönül.
İyilikler, güzellikler hiç batmaz,
O musalla taşına kim yatmaz,
Gerçek dostlar asla unutmaz,
Hatırlanmayı ister bu gönül.
Ahmet SANDAL
15- ÇALIŞ DEDİ BENİM BABAM
Al eline kazma kürek,
Çalış dedi benim babam.
Dünyada çalışmak gerek,
Çalış dedi benim babam.
Çalışmanın yoktur yaşı,
Muhtaç olma da taş taşı,
Evine götür hep helal aşı,
Çalış dedi benim babam.
Boş duranın kışı bitmez.
Koşturanın hızı dinmez.
Aç kalanın yüzü gülmez.
Çalış dedi benim babam.
Çalışmadan yaşanılmaz oğlum,
Bugün varım, yarın yokum,
Sensin benim tek umudum,
Çalış dedi benim babam.
Sevilmez asla aylak yatan,
Çalışmıştı senin atan,
Çalış ki kurtulsun vatan,
Çalış dedi benim babam.
Ahmet Sandal
16- MİLLİ ÖZGEÇMİŞ
Adımız Türk, namımız Osman.
Özümüz, sözümüz doğrudur doğru.
Yüzümüzdeki bu ışığı sorarsan,
Yüce Allah’ın yeryüzündeki nuru.
Asya’da doğduk, cihana dağıldık,
Zaferlerle, kahramanlıkla anıldık,
En son destanı, Anadolu’da yazdık,
Ey Türk, övünçle taşı sen, bu gururu.
Oğuz Han, Osman Gazi ecdadımız,
Kime huzur, kime korku vere adımız?
Dilden dile hatırlanır, sürer yâdımız,
Kim silebilir ki zihinlerden, bu şuuru?
Dört yüz çadıra mekan oldu Söğüt,
Şeyh Edebâli yol gösterdi, aldık öğüt,
“Allah yardımcındır, Bizans üzere git”,
Bu minvâl üzere hallettik her umuru.
Üç kıtada şanla-şerefle at sürdük at,
Kuru kavga, mal-mülk değildi murat,
Tüm âleme, adaletle verdik nizamât,
Dünya yalnız bizde buldu huzuru.
Biz yönettik nice nice halkı, milleti,
Üstte tuttuk her zaman hakkı, adaleti,
Kısıtlamadık hiçbir zaman hürriyeti,
Üzerimizde taşıdık hep o büyük onuru.
Gün geldi, fethin yerini aldı şatafat,
Böylece başladı, o malûm atâlet,
En sonunda Anadolu’ya dek ricat,
Kuva-yı Milliye’yle yükselttik suru.
Türk yurdunu, yuvasını sever, yeşertir,
Güzelliklerle, güllerle süsler, bezetir,
Harabeleri gülşene çevirir de düzeltir,
Ey Türk bu töreni, sonsuza dek koru.
Ey Türk, işte sana şanlı bir geçmiş,
Ecdadın vatan için canından geçmiş,
O hep iyiyi, doğruyu, güzeli seçmiş,
Bundan başka yerde arama sürûru.
Bu geçmişe hayranız, olmuşuz aşık,
Kimseden çekinmeyiz, alnımız açık,
Bu gurura, bu onura, dünya tanık,
Tarihin ırmağında akarız, arı-duru.
Ahmet Sandal
17- HIZIR GİBİ
Boşa sorma Hızır kim, ne diye.
Kâlbindeki iman Hızır değil mi?
Rabbim sunmuş binlerce hediye.
Hayattaki imkan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi imanda ara.
Emir yasakları bildirmiş Yüce Rab.
Bak, sana gönderilmiş bu kitap.
Açıp okumazsan onu, halin harap.
Başucundaki Kur’an Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi Kur’an’da ara.
Yetişen biri var, en acımasız anda.
Tutan bir el var, yorgun kollarında.
İyi bak etrafına, çözüm her yanda.
Dünyadaki mizan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi mizanda ara.
Fikrin var, hayvanlarda olmayan,
Zihnin var, tüm kainatı anlayan.
Öyleyse ne diye kalırsın yayan?
Aklındaki iz’an Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi iz’anda ara.
Hergün çağırırlar seni bir yere.
Bir kere değil, tam beş kere.
İcabet gerektir, duyan her sere.
Semadaki ezan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi ezanda ara.
Musa, Hızır’dan gördü himmet.
Düşünsene, nedir bunda hikmet?
Ancak ilimdedir en büyük kıymet.
Gönlündeki irfan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi irfanda ara.
Her şeyin başı sebat ile sabır.
Derdinin dermanı yanında hazır.
Her gece Kadir, her gelen Hızır.
Elindeki ihsan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi ihsanda ara.
Mevsimler, günler birbir gelir geçer.
Yaz gelince çiftçiler hasadın biçer.
Her doğan ecel şerbetin birgün içer.
Ömründeki zaman Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi zamanda ara.
Kâlbini dinle, dinleme hiç nefsini.
Toparla kendini, at tüm ye’isini.
Dön özüne, duy Hakk’ın sesini.
İçindeki vicdan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi vicdanda ara.
Sandalî, insanları an be an uyar.
Boşa gitmez bunlar birileri duyar.
Söz dinleyen, elbet olur bahtiyar.
Dilindeki sühan Hızır değil mi?
Düşersen dara, çareyi bu sühanda ara.
Ahmet Sandal